Annem Soruyor: “Kaç Yaşına Kadar Oyun Oynayacaksın Sen?”

Erkek işi gibi görünen meslekleri başarıyla yürüten kadınlarla gerçekleştirdiğimiz söyleşi serimize Ayça Zaman ile devam ediyoruz.

17 Eylül '12 Haber: Kıvanç Ergun

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Selamlar, 27 yaşındayım. 9 yıldır devam eden İstanbul Üniversitesi - Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünün demirbaşı olmama ramak kaldı. Bu zaman içinde çeşitli yayınevlerinde kitap çevirmenliği yaptıktan sonra, 2009 - Kasım’da LEVEL ile yazı süreci başladı. Şimdiye kadar LEVEL’ın yanı sıra, Remood isimli dergide ve Haberdesin.com sitesinde de yazılar yazdım. Diğer yandan TekJeton ile beraber MTV için HighScore ve TekJeton programlarının içeriğini hazırladık. Şu an Joygame’deyim.  Oyun oynamak dışında; çizgi roman okumayı, saatlerce bisiklet tepesinde pedal çevirmeyi ve konserden konsere koşturmayı çok seviyorum.

2012-09/ayça_zaman_05.jpg

Oyun incelemesi yazmaya nasıl karar verdiniz?

Eğitimim devam ederken, asıl yapmak istediğimin saatlerce eve kapanıp çeviri yapmak olmadığını fark ettiğim bir dönem, geleceğim için çevremden de fikir almaya başlamıştım. İlk danıştığım kişilerden biri abimdi, “En iyi yaptığın şey nedir?” diye sordu bir gün. Şuursuzca oyun oynuyordum PC başında. “Yani, oyun oynamak sanırım” dedim. Sonra dergileri okuduğum bir günün gecesinde rüyamda gariptir ki, LEVEL’da yazdığımı gördüm. Ampul o anda yandı ve LEVEL Yayın Yönetmeni Fırat Akyıldız’a süslü püslü bir mail attım.  Sağ olsun, bana şans tanıdı ve 3 yıl olmuş o günden beri işte.

Oyun oynamayı hep sever miydiniz?

Büyüdüğüm evde Commodore 64’ten, Micro Genius’a; ilk nesil dev Gameboy’dan, Win 3.1 yüklü 386 DX’e kadar her şey dönem dönem vardı. Jungle Book’tan, Doctor Mario’ya; PS1’deki ilk Gran Turismo’ya kadar eskileri hatırlıyorum çok net olarak. Yazları okullar tatil olunca, bütün yaz oyun oynayarak geçiyordu. Düşünsenize; iş-güç, hiçbir şey yok ve kafa rahat, sadece eğleniyorsunuz. Abi-kardeş çok iyi vakit geçirdik. Haliyle hayatımda hep oyun vardı.

Genelde erkek işi gibi gözüküyor sizin yaptığınız; çevrenizden gelen tepkiler nasıl?

Çevreden gelen tepkiler genelde çok komik oluyor aslında. Annem mesela “ Kaç yaşına kadar oyun oynayacaksın sen şimdi?” diye soruyor, erkekler şaşırıyor. Çok iyi oyuncu erkekler cinsiyetçi yaklaşımda bulunuyor,  “Kadınsın; sektörde az var sizden. Çok normal.” diyerek ufaktan laf sokuyorlar. En çok duyduğum şey ise “ Oyun oynayarak para kazanıyorsunuz, ohh valla,” oluyor. Bana iş gibi gelmiyor bir türlü yaptığım şey, o yüzden negatif veya pozitif bakış açıları hal ve gidişatı pek değiştirmiyor. Oyun oynuyorum, Türkçeleştiriyorum ve dergilere yazıyorum; bu kadar. 

2012-09/ayça_zaman_06.jpg

Erkeklerin yoğun olduğu bir ofiste çalışmak ya da öyle bir sektörde bulunmak nasıl bir duygu?

Gerek çalıştığım dergiler, gerekse TekJeton ve Joygame gibi tam zamanlı çalıştığım yerler olsun, erkek nüfusu azımsanmayacak derecede fazlaydı hep. Asla sıkıntı yaşamadım. Kadınların çok olduğu bir ofiste zaten çalışmak istemezdim sanırım; erkeklerle aram hep daha iyi oldu nedense. Hobilerimiz ve ilgi alanlarımız daha çok uyuyor; bir kız arkadaşımla alışverişe gitmektense, bir erkek arkadaşımla maç izlemeyi tercih ederim. Halimden epey memnunum. 

Bazı işlerde/mesleklerde kadın-erkek ayrımı yapılıyor olması ne kadar doğru sizce?

Fiziksel güç gerektiren işlerde böyle bir ayrım olması normal geliyor ama beyin gerektiren işlerde kesinlikle söz konusu olabileceğini düşünmüyorum. İkimiz de aynı konu üzerinde bilgi ve birikime sahipsek, cinsiyetin ne önemi var ki?

Evli misiniz? Değilseniz de özellikle erkek arkadaşınız ne düşünüyor siz oyun oynarken? O da meraklı mı?

Hayır değilim, şansıma şimdiye kadar hep oyun oynamayı seven erkek arkadaşlarım oldu. Biriyle Simcity’de şehrimi nasıl inşa etmem gerektiğini planlarken, diğerine Tekken’de yenilince ağzını yüzünü dağıtmak istediğim anlar da olmadı değil. Çok büyük konuşmayayım ama olmazsa olmaz galiba. Oyun oynamayı sevmeyen bir erkek de, akşamları en az iki saat Warcraft 3 oynayan bir kadınla uğraşamaz zaten; tecrübeyle sabit.

Günde kaç saatiniz oyun oynayarak geçiyor?

Sabah iş yerinde oyunları Türkçeleştirme işim beni beklemiyorsa, Joygame oyunlarını test ederken neredeyse bütün günüm geçiyor. Eve gelince de dergi yazıları veya keyif oyunları derken… Hesapladığımda 6-7 saat gibi bir şey çıktı. Ciddi boyuttaymış; şimdi fark ettim.

2012-09/ayça_zaman_04.jpg

Oyun oynayan kadın sayısı düşünüldüğü kadar az mı gerçekten de? Bu kadınların bir araya geldiği bir sosyal platform var mı?

Sektördeki erkek sayısına göre bariz şekilde az. Fakat bu çok başarılı kadın oyuncuların olmadığı anlamına da gelmiyor. Ülkemizi yerel ve uluslararası turnuvalarda temsil eden çok başarılı kadın oyuncularımız var. Yurtdışında bu konuda birçok sosyal platform bulunuyor fakat ülkemizde kadın oyuncular hala Facebook’taki gamer gruplarında, yılda bir kez GameX fuarındaki turnuvalarda veya Point Hotel’de bulunan The Game for Big Kids mekanındaki etkinliklerde buluşuyorlar. Çoğu kişi birbirini tanıyor artık ancak yine de hala büyük bir kalabalık olduğunu söyleyemeyiz.

Oyun meraklısı kadınlara hangi popüler oyunu önerirsiniz? Neden?

Türlere göre önermem en mantıklısı olacaktır sanırım. RPG olarak Lord of the Rings Online diyorum; haritası kocaman ve Orta-Dünya çoğumuza tanıdık bir mekan oldu, üç filmden ve kitaptan sonra. Platform olarak Little Big Planet 2 çok zengin ve kullanıcının da oyuna katkısı büyük. FPS insanı hiç değilimdir ama FPS/Puzzle olan Portal 1 ve 2 en sevdiğim. Zaten duymayan kalmadı artık. Bunun dışında, Silent Hill, Resident Evil, Gran Turismo ve Assassin’s Creed serilerini şiddetle tavsiye ediyorum. Bir de Valve’den ne çıksa yerim, en sevdiğim firma kendisi.  Indie geliştiricilerden thatgamecompany de Flow, Flower ve Journey gibi güzel oyunlara imza attı, gelecek vaat ediyorlar bence.

Eklemek istedikleriniz...

Bana çok sorulan bir soru var; “Bu sektörde olmak için ne yapmak lazım?” diye, açıkçası bu benim bile üzerine denklemler yaparak düşündüğüm bir şey olmadı. Akışına bıraktım, ilk girdiğimde bana yardımcı olan çok fazla insanla tanıştım ve hala eğlendiğim bir şeyi yapıyorum.  Bir türün fanatiği olmamalarını, yenilikleri takip etmelerini ve yazarlık yapacaklarsa da bol bol okuyup yazma pratiği geliştirmelerini tavsiye ederim. Klasik şeyler aslında. “Asla olmaz, yapamam,” diye düşünmeye de gerek yok, her geçen gün büyüyen bir sektör ve neden olmayasınız içinde?

2012-09/ayça_zaman_07.jpg

Konuyla ilgili ilk röportaja ulaşmak için tık...

Yorum yap